Migren bulantı, kusma ve görme sorunları gibi diğer belirtilerin eşlik ettiği, genellikle başın tek tarafında yer alan ancak çift taraflı da olabilen şiddetli bir baş ağrısıdır.
Ağrı 2-72 saat sürer. Migren atakları bazı kişilerde haftada bir gelirken bazılarında ise yılda birden daha az olabilir.
Her iki cinste de görülür, ancak kadınlarda daha sıktır.
Migren şiddetli baş ağrısına neden olan bir rahatsızlıktır ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olur. Bununla birlikte, genellikle hayatı tehdit eden ve hastanın yaşam süresini kısaltan ciddi bir tıbbi risk oluşturmaz.
Migren her yaşta görülebilir. Fakat çoğunlukla 20'li yaşlarda başlar. Çocuklar da migren hastası olabilir ki bu durumda verilen ilaçlara ve ilaç dozuna çok dikkat etmek gerekir.
Atakların özelliği kişiden kişiye, bazen de aynı kişide ataktan atağa farklılık gösterebilir.
Klasik bir migren atağının belirtileri şu şekildedir:
Baş ağrısından önce bir aura-haberci- dönemi gelir. Aura döneminde görsel, işitsel ya da koku ile ilgili çeşitli duyu bozuklukları oluşur.
En sık görülen belirti gözde parlak noktalar ve kırık çizgilerin görülmesidir. Görsel bozukluklar birkaç dakika ya da birkaç saat sürebilir, fakat baş ağrısı başladığında kaybolurlar.
Migreni oluşturmaya yönelik etkenler tam olarak anlaşılmamakla birlikte, araştırmacılar migren esnasında vücutta neler olduğunu anlamak konusunda epeyce yol kat etmişlerdir. Bu değişiklikleri ortaya çıkaran etkenlerin neler olduğu konusunda ise bazı teoriler mevcuttur.
Araştırmacılar migrenin beyin kan akışı ile ilgili bir bozukluk olduğunda hemfikir olup, az anlaşılan pek çok faktörün bu bozukluk üzerinde etkisi olduğunu düşünmektedirler.
Beyin kan dolaşımındaki değişikliklerin migrenin önemli bir parçası olması ve kafatası içerisindeki damarların genişlemesinin ağrının sebebi olması ile birlikte, migrenin esas nedeninin beyin kan dolaşımındaki değişikliklerle ilgili olmadığını düşünmekte olan araştırmacılar da vardır.
Yıllar boyunca baştaki kan damarlarının kasılması ve sonrasında genişleyip şişmesinin ağrıya yol açtığı düşünülmüştür.
Son araştırmalar ise belirli maddelerin ya da olayların beyindeki kimyasal maddelerin dengesini bozmak suretiyle migreni tetiklediğini göstermektedir.
Migrenin fizyolojik nedenleri ne olursa olsun, pek çok migren hastası, migreni başlatan bazı etkenleri tespit etmişlerdir. Bu faktörler her migren hastası için farklılıklar göstermekle birlikte en sık ifade edilenleri şunlardır:
Migren tedavisinde ilaç kullanımı iki amaca yöneliktir:
Aşağıdaki sorular bazı yayınlardan ve internetten derlenmiştir. Herkesin ağrı deneyimi farklıdır. Sizin deneyiminiz ise diğerlerininkinden daha farklı olabilir.
Her baş ağrısı migren değildir. Bazı baş ağrıları önemli bir hastalığın işareti olabilir. Migren ciddi bir rahatsızlık hissi ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olmakla birlikte genellikle ciddi bir tıbbi risk oluşturmaz. Ancak baş ağrınıza migren diyebilmek için doktorunuzdan teşhis almanız gerekir.
Geleneksel sınıflandırmaya göre en sık rastlanan şekilleri klasik ve basit migren olarak adlandırılan tiplerdir. Klasik migrende baş ağrısından önce “aura” diye adlandırılan bir dönem yaşanır. Aura esnasında görme ve koku alma duyularında değişiklikler gibi bazı olağan olmayan durumlar yaşayabilirsiniz. Basit migrenin aura dönemi yoktur.
İstatistiksel olarak çok az anlamlı olmakla birlikte, migren hastaları nüfusun geneline oranla çok az bir farkla genç yaşta (50 yaş altı) kalp krizi riski taşırlar. Migren esnasında geçirilen kalp krizi genelde aura ile benzer semptomlar taşır ve genellikle görme duyusu etkilenir.
Migrene benzer belirtiler gösteren başka hastalıklar da vardır (Beyin tümörleri ve beynin daha başka hastalıkları gibi). Dolayısıyla daha önce teşhis konmamış ise doktor kontrolünden geçmek ve tıbbi teşhis koydurmak gereklidir. Bu durum; özellikle baş ağrılarınız aniden başladı ise ve daha önce böyle bir deneyim yaşamadıysanız daha da önem kazanır.
Evet. Migren kadınlarda daha sık görülmekte. Çok sağlıklı olmamakla birlikte eldeki istatistikler her 100 migren hastasının 70'inin kadın olduğunu göstermektedir.
Migren her yaşta başlayabilir. Fakat çoğunlukla 20'li yaşlarda başlar. Çocuklar da migren hastası olabilir ki bu durumda verilen ilaçlara ve ilaç dozuna çok dikkat etmek gerekir.
Genellikle. Pek çok migren hastasının ailesinde başka bir migren hastası daha bulunur. Migren hastalarının anne ve babalarının %50-60'ının migren hastası olduğunu bildiren çalışmalar vardır.
Ağrının sıklığı kişiye ve migreni başlatan etkenlerin varlığına göre değişkenlik gösterir. Genellikle basit migrenler klasik migrenlere göre daha sık yaşanır. Migren sıklığı çoğunlukla yaş ilerledikçe azalır.
Evet, migren hastaları stresten dolayı da baş ağrısı çekerler. Bu tip ağrılar kafa derisi ve boyun kaslarını gevşetememekten olur. Serotonin düzeyindeki düşüklüğün de etkisi olabileceği gözlemlenmiştir. Bu tip ağrılar damar daraltıcı ilaçlarla kötüleşirken, damar açıcılarla iyileşir.
Pek çok migren hastası çocukken ve şu anda araba tutmasından bahsederler. Migren hastalarını daha kolay araba tutabilir.
Olduğu tahmin edilmekle birlikte, eldeki veriler kesin bir neden sonuç ilişkisi kurmak için yeterli değildir. Bazıları gıda alerjilerinin migrene sebep olabileceğini ve kandaki yükselmiş histamin seviyesinin baş ağrısını başlatabileceğini düşünmektedirler. Bazı araştırmacılar ise astım, alerjik rinit gibi alerjik hastalıklarla ilişkiye dikkat çekmektedir. Alerji ve migren ilişkisinin çocuklarda daha fazla olduğu düşünülmektedir.
Hayır. Daha önceleri migrenin belli bir psikolojik profile sahip olan insanlarda ortaya çıktığı düşünülürdü. Migren hastalarının nörotik, obsesif, kompulsif, katı ve bastırılmış düşmanlık duygularına sahip olduğu söylenirdi. Ancak son 15 yıldır yapılan araştırmalar migren hastalarının psikolojik profillerinin normal olduğunu göstermiştir. Bazı doktorlar halen eski tavrı devam ettirmektedirler. Ancak tüm bu yanlış kanılar, migrenin sebepleri konusunda yapılan yeni araştırmalarla yıkılmaya devam edecek gibi görünmekte.
Migrenin günün belli saatlerinde olma olasılığının daha fazla olduğuna işareteden bazı veriler vardır. En sık rastlanan migren başlama saati sabahın orta veya geç saatleridir. Bu saatler aynı zamanda kalp sinirlerinin ve kan trombositlerinin değişme saatleri de olup, vazomotor ritmin değişmesi ile migren başlangıcı arasında bir ilişki olabileceğine işaret etmektedir.
Kesinlikle yanlıştır. Bir çok hasta migren tanısı konduğu andan itibaren yaşam boyu migren çekeceğini sanır. Düzenli ilaç tedavisi ile migren artık tedavi edilebilmektedir.